Anasayfa Borçlar Hukuku Yeni Malikin İhtiyacı Sebebiyle Tahliye Davası | Ankara Avukat

Yeni Malikin İhtiyacı Sebebiyle Tahliye Davası | Ankara Avukat

Yazar: Av. Mahmut Selim Çekiç

Gayrimenkul yatırımları veya barınma ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir ev ya da iş yeri satın alan kişilerin en sık karşılaştığı hukuki sorunların başında, içerdeki mevcut kiracının durumu gelmektedir. Taşınmazı satın alan kişi, mülkiyet hakkını devraldığı andan itibaren yasalar çerçevesinde birtakım haklara ve yükümlülüklere sahip olur.Özellikle satın alınan mülke bizzat ihtiyaç duyulması halinde kiracının tahliye edilmesi, kanun koyucu tarafından belirli sürelere ve sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Hukuki sürecin hatasız, hızlı ve mağduriyet yaratmadan yürütülebilmesi adına sürece hakim bir Ankara Avukat ile çalışmak, telafisi güç zararların önüne geçilmesi için büyük bir önem taşımaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında düzenlenen bu süreç, doğru adımlar atılmadığı takdirde yıllarca sürebilecek davalara ve maddi kayıplara dönüşebilmektedir.

1. Yeni Malikin İhtiyacı Sebebiyle Tahliye Nedir ve Kanuni Şartları Nelerdir?

Yeni bir taşınmaz satın alındığında, taşınmazın yeni sahibinin kendisinin, eşinin, altsoyunun (çocukları vb.), üstsoyunun (anne, babası vb.) veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut veya işyeri gereksinimi ortaya çıkabilmektedir. Bu durum hukukumuzda, mülkiyet hakkı ile kiracının barınma hakkı arasında kurulan hassas bir denge olan “yeni malikin gereksinimi” olarak adlandırılmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 351. maddesinde açıkça düzenlenen bu yasal hak, mülkün yeni sahibine, yasadaki sürelere ve usullere uymak kaydıyla mevcut kira sözleşmesini dava yoluyla sona erdirme imkanı tanır. Başarılı bir hukuki süreç yürütebilmek için yasadaki şartların eksiksiz bir biçimde sağlanmış olması zaruridir. İhtiyacın yalnızca sözlü olarak iddia edilmesi yeterli olmayıp objektif kriterlere göre ispat edilebilir düzeyde gerçek, zorunlu ve samimi bir barınma ya da ticari faaliyet gereksinimi olması aranmaktadır. Ayrıca, yasal ihtar sürelerine ve davanın açılma zamanına dikkat edilmemesi, tahliye davasının usulden reddedilmesine yol açacaktır. Tam da bu sebeple, hiçbir hak kaybı yaşamamak adına usuli işlemlerin yetkin bir hukukçu rehberliğinde yönetilmesi tavsiye edilmektedir. Süreci doğrudan ilgilendiren ve halk arasında yeni maliğin ihtiyacı sebebiyle tahliye davası olarak bilinen bu dava türü, baştan sona titiz bir takip gerektirir.

1.1. İhtiyacın Gerçek, Samimi ve Zorunlu Olması Kriteri Hukuken Nasıl İspatlanır?

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, yeni malikin tahliye talep edebilmesi için ileri sürdüğü konut veya iş yeri ihtiyacının geçici olmaması, devamlılık arzetmesi ve samimi olması şarttır. Örneğin; mülkü edinen kişinin tayininin taşınmazın bulunduğu şehre çıkması, yakın zamanda evlenecek olması, mevcut oturduğu evinin sağlık durumuna elverişsiz olması veya kendisinin de kirada oturuyor olması hukuk sistemimizde samimi ihtiyaç kabul edilir. Buna karşın, yazlık veya ara sıra kullanım amacıyla talepte bulunmak, sırf yatırım niyetiyle evi boşaltmak veya evi daha yüksek bedelle başkasına kiraya verme düşüncesi samimi bir ihtiyaç olarak değerlendirilmez. Bu samimiyetin ispatı mahkeme huzurunda; tanık beyanları, nüfus kayıt örnekleri, tayin belgeleri, SGK kayıtları, sağlık raporları ve ikametgah bilgileri gibi somut yasal delillerle ortaya konulmalıdır.

2. Satın Alınan Evdeki Kiracıyı Çıkarmak İçin Ankara Avukat Desteği Neden Önemlidir?

Hukuki uyuşmazlıklarda, özellikle de gayrimenkul ve kira hukuku alanında, kanunların doğru yorumlanması ve yasal sürelerin yönetimi üst düzey bir teknik donanım gerektirmektedir. Yeni iktisap (edinme) sebebiyle tahliye süreçleri, ihtarname çekilmesinden davanın açılmasına kadar oldukça katı ve keskin sürelere tabidir. Bu yasal sürelerden sadece birinin dahi kaçırılması, yeni ev sahibinin en az bir kira dönemi boyunca tahliye hakkını kullanamaması ve ciddi anlamda mağdur olması anlamına gelir. Uzman bir Ankara Avukat, mülk sahibinin yasal haklarını en üst düzeyde koruyarak, ihtarnamenin kanuna ve Yargıtay kararlarına uygun şekilde hazırlanmasını, hukuki tebliğ süreçlerinin takibini ve dava dilekçesinin eksiksiz oluşturulmasını sağlar. Hatalı ifadelerle veya yanlış sürelerde çekilen ihtarnameler, mahkemeler tarafından geçersiz sayılarak davanın usulden reddedilmesine neden olmaktadır. Uzman bir hukuki yardım almak davanın sadece kazanılmasını değil, aynı zamanda sürecin olabilecek en kısa sürede, en az maliyetle ve pürüzsüz bir biçimde sonuçlanmasını güvence altına alır. Profesyonel strateji, karşı tarafın olası itirazlarını daha dava açılmadan bertaraf etmeyi hedefler.

3. Yeni Ev Sahibi Kiracıyı Nasıl Çıkarır ve Kanuni Bekleme Süreleri Nelerdir?

Mülkiyet hakkını tapuda yeni devralan kişinin içerideki kiracıyı tahliye edebilmesi için önünde kanun tarafından çizilmiş alternatifli zaman rotaları bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu m.351’e göre yeni malik, taşınmazı edindiği tarihten itibaren tam bir ay içinde kiracıya yazılı bir bildirimde (ihtarname) bulunmakla yükümlüdür. Bu gönderilecek ihtarnamede, taşınmazın mülkiyetinin satın alındığı, gerçek ve samimi bir ihtiyaç bulunduğu ve altı ay sonra mülkün tahliye edilmesi gerektiği açık ve net bir dille belirtilmelidir. İhtarnamenin zamanında ve usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesinin ardından, yeni ev sahibi altı aylık sürenin dolmasını beklemek mecburiyetindedir. Altı aylık yasal bekleme süresi dolduğunda kiracı evi rızasıyla boşaltmamışsa, tahliye davası açma hakkı resmi olarak doğar. Ancak bu kural mutlak bir bekleyiş olmayıp; eğer eski mülk sahibi ile yapılan mevcut kira sözleşmesinin bitiş tarihi altı aydan daha yakın bir tarihe denk geliyorsa, sözleşme bitiminden itibaren bir ay içinde de dava açılabilmektedir. Her halükarda izlenecek en güvenli yol, somut olayın özelliklerine ve eski sözleşme bitim tarihlerine göre stratejik olarak belirlenmelidir. Bu karmaşık adımların planlanmasında deneyimli bir Çankaya tahliye avukatı ile çalışmak, hak kaybını kesin olarak önleyecektir.

3.1. Tahliye Sürecinde 1 Aylık Sürede İhtarname Göndermek Kanuni Bir Zorunluluk mudur?

Eğer yeni malik tahliye davasını taşınmazı edinme (tapu) tarihinden itibaren 6 ay sonra açmak istiyorsa, edinme tarihinden itibaren ilk 1 ay içinde ihtarname göndermek kesin bir kanuni zorunluluktur. Yasadaki bu bir aylık süre “hak düşürücü süre” niteliğinde olup bir gün dahi gecikilmesi halinde 6 ay sonra tahliye davası açma imkanı geri dönüşsüz olarak kaybedilir. Ancak, yeni malik davayı altı aylık kanuni süreye dayanarak değil de doğrudan devraldığı kira sözleşmesinin süresinin bitimine dayanarak açacaksa yasa gereği ihtarname gönderme zorunluluğu bulunmamaktadır; fakat ispat kolaylığı ve karşı tarafı temerrüde düşürmek açısından her durumda bildirim yapılması elzemdir.İhtarnamenin içeriğinin muğlak veya eksik olması da bildirimin hukuki sonuç doğurmasını tamamen engeller.

4. Yeni Malikin İhtiyacı Sebebiyle Tahliye İhtarnamesi Ne Zaman ve Nasıl Çekilmelidir?

Yeni malikin yasadan doğan ihtiyaç nedeniyle tahliye hakkını kullanabilmesinin ilk, en hayati ve telafisi zor adımı ihtarnamedir. Taşınmazın tapuda devir işlemlerinin tamamlandığı ve mülkiyetin yeni malike resmi olarak geçtiği tarihten itibaren tam 1 ay (30 gün değil, bir ay) içerisinde ihtarnamenin keşide edilmesi (noterden gönderilmesi) gerekmektedir. İhtarnamenin noter aracılığıyla gönderilmesi yasada şekli bir zorunluluk olmamakla birlikte, bildirimin varlığını, zamanını ve içeriğini kesin bir delille ispatlayabilmek için noter dışında hiçbir vasıta (SMS, e-posta, adi mektup) tercih edilmemelidir.İhtarnamede; taşınmazın devralındığı, kanunda sayılan kişilerin barınma ihtiyacı olduğu çok net, şüpheye mahal bırakmayan ifadelerle kaleme alınmalıdır. Hukuki dille yazılmış, yasal süreleri doğru hesaplayan ve kanuni sonuçları ihtar eden profesyonel bir metin kurgulanmalıdır. Kırtasiyelerden veya internetten edinilen matbu ihtarnameler, genellikle davanın usulden reddedilmesine yol açan büyük hukuki eksiklikler barındırır.

5. Yeni Malik Tarafından Açılacak Tahliye Davasında 6 Aylık Bekleme Süresi Kesin midir?

Kanun koyucu, mülkiyet hakkını yeni elde eden kişi ile mevcut kiracının barınma hakkını sosyal bir dengede tutmak amacıyla altı (6) aylık bir geçiş (hazırlık) süresi öngörmüştür. Yeni malik, mülkiyeti aldığı ilk bir (1) ay içinde ihtar çekmek ön koşuluyla, tapu devir tarihinden itibaren altı (6) ay geçtikten sonra tahliye davası açma hakkını kazanır. Bu altı (6) aylık süre, içerideki kiracıya insani ve yasal olarak yeni bir düzen kurması için tanınmış mutlak bir süredir. Altı aylık süre dolmadan önce aceleyle dava açılması durumunda mahkeme, dava şartı henüz oluşmadığından davanın usulden reddine karar verecektir ve yatırılan harç/giderler boşa gidecektir. Ancak hukuki olarak bilinmesi gereken muazzam bir istisna mevcuttur: Şayet devralınan mevcut kira sözleşmesinin yasal bitiş süresi, bu altı (6) aylık bekleme süresinden daha önceki bir tarihte doluyorsa, yeni malik altı (6) ay beklemek zorunda bırakılmaz. Sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren bir (1) ay içerisinde direkt olarak görevli mahkemede tahliye davası ikame edilebilir. Sürelerin bu şekilde çakışması durumunda hesaplamaların doğru yapılması çok teknik bir analiz gerektirdiğinden, bir Çukurambar gayrimenkul avukatı vasıtasıyla dosyanın incelenmesi süreci hatasız atlatmanızı sağlar.

6. Ankara Avukat ile Yeni Malikin İhtiyacı Sebebiyle Tahliye Davası Ne Kadar Sürer?

Türkiye’de bir hukuki uyuşmazlığın ve tahliye davasının ne kadar süreceği; uyuşmazlığın yaşandığı bölgeye, görevli mahkemenin fiziki iş yüküne, adli tatil dönemlerine, tebligatların ulaşma hızına ve delillerin toplanmasına bağlı olarak büyük farklılıklar göstermektedir. Özellikle Ankara, İstanbul gibi metropollerde Sulh Hukuk Mahkemelerinin yoğunluğu göz önüne alındığında, sıradan işleyen bir tahliye davası ilk derece mahkemesinde genellikle 8 ila 14 ay arasında karara çıkmaktadır. Ancak süreci davanın başından sonuna kadar profesyonel bir Ankara Avukat aracılığıyla yürütmek, davanın aleyhe uzamasını engelleyen bir numaralı faktördür. Uzman avukat, taraf tebligatlarının mernis adreslerine hızla yapılmasını, tanıkların zamanında mahkemede hazır edilmesini ve kurum müzekkerelerinin takibini sağlayarak gereksiz duruşma ertelemelerinin önüne geçer. İlk derece mahkemesinden gerekçeli karar çıktıktan sonra dosyanın istinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) aşaması gündeme gelebilir. Süreç uzun görünse de usulüne tam uygun hazırlanmış, yasal süreleri kaçırılmamış güçlü bir tahliye davası, adli sistemin elverdiği en kısa sürede mülk sahibinin lehine sonuçlanacaktır.

7. Eski Ev Sahibinin Yaptığı Kira Sözleşmesi Yeni Maliki Hukuken Bağlar Mı?

Taşınmaz tapuda el değiştirdiğinde, borçlar hukukumuzdaki genel kural gereği “sözleşmenin devri” ilkesi kendiliğinden işler. Yani evi veya işyerini satın alan yeni malik, tapuyu devraldığı saniye itibarıyla eski mülk sahibi ile kiracı arasında önceden yapılmış olan kira sözleşmesinin doğrudan kanuni tarafı (kiralayanı) haline gelir. Söz konusu sözleşmedeki aylık kira bedeli, yasal kira artış oranları, sözleşmenin geçerlilik süresi, depozito miktarı ve diğer tüm özel şartlar aynen yeni malik için de bağlayıcılığını sürdürür. Yeni ev sahibinin “ben sizin aranızdaki eski sözleşmeyi tanımıyorum, kira bedelini kafama göre artırıyorum, işinize gelmiyorsa hemen çıkın” deme gibi bir hukuki hakkı kesinlikle yoktur. Kiracı,aylık kira bedelini yasal sınırlar içinde artırarak (yeni malikin ihtarname ile bildireceği IBAN hesabına) düzenli ödediği sürece hukuken hiçbir temerrüde düşmez. Eski sözleşmenin yeni maliki aynen bağlaması kuralı gereğince, tahliye işlemi ancak TBK’da sınırlı olarak sayılan haklı sebepler (ihtiyaç, iki haklı ihtar, 10 yıllık süre vb.) varlığında ve mahkeme kararıyla gerçekleştirilebilir.

8. Yeni Ev Sahibinin İhtiyacı Sebebiyle İşyeri Tahliyesi Mümkün Müdür?

Türk Borçlar Kanunu madde 351, yasa metninde sadece konutları (evleri) değil, “çatılı işyerlerini” de aynı koruma ve tahliye rejimi kapsamına almıştır. Dolayısıyla; dükkan, büro, ofis, depo veya mağaza niteliğindeki ticari bir gayrimenkulü satın alan kişi, bizzat kendisinin veya kanunda sayılan yakınlarının ticari işyeri gereksinimi sebebiyle de içerde bulunan kiracının tahliyesini dava yoluyla talep edebilir. Ancak işyeri ihtiyacının ispatında Yargıtay’ın kriterleri konuta göre daha detaylıdır. Mahkeme, yeni malikin halihazırda icra ettiği veya edeceği mesleğin niteliğine, vergi levhasına ve satın alınan yerin bu mesleği yapmaya fiziken ve konumsal olarak uygun olup olmadığına bakar. Örneğin; mimarlık ofisi açmak için bir sanayi sitesinde atölye satın alınıp ihtiyaca dayanılması, mahkemece hayatın olağan akışına aykırı ve samimiyetsiz bulunabilir. İşyeri tahliyelerinde, işletmenin ticari doğası gereği yapılacak faaliyet belgesi sunumları, vergi ve oda kayıtları, samimiyeti kanıtlamada kilit rol üstlenir. İhtar ve dava açma süreleri konut tahliyesi ile birebir aynıdır.

9. Kiracı Yeni Malikin İhtarnamesine Rağmen Çıkmazsa Hangi Hukuki Yollar İzlenmelidir?

Usulüne ve yasal süresine uygun şekilde noterden keşide edilmiş ihtarnamedeki altı aylık sürenin sonuna gelinmesine rağmen kiracı taşınmazı rızasıyla tahliye etmemekte direniyorsa, artık taraflar arasındaki sulh yolları tükenmiş demektir.Bu aşamadan sonra, yeni malikin kendi fiziksel gücüyle, anahtar değiştirerek veya çilingir vasıtasıyla eşyaları dışarı atarak kiracıyı çıkarmaya çalışması ağır bir suç teşkil eder ve “konut dokunulmazlığını ihlal” vb. ceza davaları ile sonuçlanır. Yapılması gereken yegane meşru ve yasal işlem, adliyede görevli mahkeme nezdinde tahliye davası açılmasıdır. Hakim tarafların dilekçelerini ve delillerini inceledikten sonra ihtiyacın gerçek olduğuna kanaat getirirse resmi bir tahliye kararı (ilam) tesis eder. Mahkemeden alınan bu gerekçeli mahkeme kararı, kesinleşmesi dahi beklenmeksizin İcra Müdürlüğü aracılığıyla İlamlı İcra takibine konu edilir. Uzman bir Ankara kira avukatı gözetiminde, icra memurları ve gerektiğinde kolluk kuvvetleri (polis/jandarma) eşliğinde taşınmazın hukuka uygun, resmi yollardan boşaltılması fiilen sağlanır.

10. Yeni Malikin İhtiyacı Sebebiyle Tahliye Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Hukuk sistemimizde, hangi tür davaya hangi mahkemenin bakacağı (görev) kanunlarla kesin çizgilerle belirlenmiş olup bu kurallar kamu düzeninden sayılır. Kira sözleşmelerinden kaynaklanan ve Türk Borçlar Kanunu’na dayanan tüm tahliye davalarında (yeni maliğin gereksinimi dahil) görevli mahkeme, uyuşmazlık konusu taşınmazın değerine veya istenen kiranın bedeline bakılmaksızın istisnasız olarak Sulh Hukuk Mahkemesi‘dir. Davanın yanlışlıkla Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılması, davanın “görevsizlik” nedeniyle aylar sonra reddedilmesiyle sonuçlanır.

Yeni Malikin İhtiyacı Sebebiyle Tahliye Davası Sıkça Sorulan Sorular

Sık Sorulan Sorular (FAQ)

1. Yeni ev sahibi kiracıyı tapuyu alır almaz hemen çıkarabilir mi?
Hayır, yeni ev sahibinin gayrimenkulü satın alır almaz içerdeki kiracıyı derhal, hiçbir şarta bağlı olmaksızın çıkarma hakkı bulunmamaktadır. Kanun, zayıf konumda olan kiracıya yasal koruma sağladığı için tahliye işlemi ancak yasadaki bildirim ve bekleme sürelerinin (1 ay içinde ihtar, 6 ay bekleme) harfiyen yerine getirilmesiyle veya mahkeme kararıyla mümkündür.
2. Yeni maliğin tahliye ihtarnamesi mutlaka noterden mi çekilmek zorundadır?
Kanun, ilgili ihtarnamenin yalnızca "yazılı" yapılmasını emretmiş, metin içinde açıkça "noter şartı" koşmamıştır. Ancak ileride kesinlikle açılacak olan bir tahliye davasında, ihtarnamenin kiracıya yasal sürede ulaştığının ve içeriğinde ne yazdığının inkar edilemeyecek bir resmi belgeyle ispat edilebilmesi açısından, işlemi noter kanalıyla yapmak pratikte yüzde yüz zorunludur.
3. Taşınmaz satın alındıktan sonra 1 aylık ihtar süresi kaçırılırsa ne gibi sonuçlar doğar?
Tapuda yapılan mülkiyet devrinden sonra başlayan 1 aylık ihtar gönderme süresi, kesin bir hak düşürücü süredir. Şayet bu sürede kiracıya ihtarname çekilmezse, yeni malik 6 aylık süreye dayanarak tahliye davası açma hakkını tamamen ve geri dönüşsüz olarak kaybeder. Bu senaryoda ev sahibi, ancak çok daha uzun olabilecek "eski kira sözleşmesinin bitim tarihini" beklemek ve o bitiş tarihinden sonra dava açmak zorunda kalacaktır.
4. Yeni ev sahibi evi kendisi kullanmayacaksa kiracıyı tahliye edebilir mi?
Yeni malikin ihtiyaç sebebiyle tahliye davası açıp kazanabilmesi için, bahsi geçen gereksinimin bizzat kendisi, kanuni eşi, çocukları, torunları (altsoy), anne-babası (üstsoy) veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için doğmuş olması kanuni bir mecburiyettir. "Kiracıyı çıkarıp evi başkasına çok daha yüksek bedelle kiraya vereceğim" gibi niyetler mahkeme tarafından samimiyetsiz bulunur ve tahliye davası kesin olarak reddedilir.
5. İhtiyaç sebebiyle tahliye edilen ev 3 yıl boyunca başkasına kiraya verilebilir mi?
Eğer kiracı, mahkemenin verdiği ihtiyaç nedeniyle tahliye kararıyla zorla evden çıkarılmışsa; yeni malik haklı ve çok zorunlu bir sebep (ani hastalık, il dışı zorunlu tayin vb.) bulunmaksızın, o taşınmazı 3 yıl (36 ay) boyunca eski kiracısından başka hiçbir üçüncü kişiye kiralayamaz. Bu emredici kurala uyulmayıp evin başkasına kiralanması halinde, haksız yere tahliye edilen eski kiracı ev sahibinden (eski kira bedeli üzerinden) en az bir yıllık kira bedeli tutarında yüklü bir tazminat talep etme hakkı kazanır.
6. Ev satılmadan önce eski ev sahibinin kiracıya ihtar çekmesi yeni ev sahibi için işe yarar mı?
Eski mülk sahibinin kendi hukuki gerekçelerine dayanarak başlattığı hukuki bildirimler genel anlamda yeni malike devrolsa da ihtiyaç tahliyesinde durum farklıdır. Eski sahibin çektiği ihtar, yasal olarak "yeni malikin bizzat kendi gereksinimi" argümanını ve samimiyetini taşıyamayacağı için; yeni malikin mülkiyeti aldıktan sonra mutlaka usulüne uygun şekilde, baştan ve kendi adına yeniden TBK m.351 kapsamında ihtarı keşide etmesi büyük önem taşır.
7. İçinde oturduğu ev satılığa çıkan kiracı, evi potansiyel alıcılara göstermek zorunda mıdır?
Evet, kiracı yasal hakları devam etse dahi, satılmak istenen evi potansiyel alıcılara makul gün ve saatlerde göstermekle hukuken yükümlüdür. Türk Borçlar Kanunu dürüstlük kuralı gereği kiracı, ev sahibinin mülkiyet hakkını tasarruf etmesini engelleyecek kötü niyetli davranışlardan kaçınmalıdır. Şayet kiracı eve kimseyi almaz ve zorluk çıkarırsa, ev sahibi doğrudan mahkemeye başvurarak "evi gösterme gün ve saatlerinin tespiti" yönünde bağlayıcı bir karar çıkartabilir.

Sonuç:

Gayrimenkul yatırımlarının temelini oluşturan mülkiyet hakkının devri sonrası karşılaşılan kiracı tahliyesi, hızlı ve hatasız bir müdahaleyi gerektiren ciddi bir hukuki süreçtir. Hatalı hazırlanan ihtarnameler, kaçırılan yasal bildirim süreleri veya usulüne uygun açılmayan davalar, haklıyken haksız duruma düşmenize ve satın aldığınız mülkü yıllarca kullanamayarak mağdur olmanıza yol açabilir. Bu karmaşık hukuki prosedürleri şansa bırakmamak adına Saye Avukatlık Hukuk ve Danışmanlık olarak, yeni malikin ihtiyacı sebebiyle tahliye davası konusundaki yargılama alanındaki derin tecrübemizle, mülk edinimi ve tahliye sürecinde müvekkillerimize şeffaf, güvenilir ve çözüm odaklı hizmet sunmaktayız. Bu doğrultuda belirtmek gerekir ki tahliye sürecinde yapılacak işlemlerin yasaya uygun ve etkin bir şekilde sonuçlanabilmesi için profesyonel bir Ankara Avukatı desteği almak sürecin güvenle tamamlanmasının tek teminatıdır. Bu nedenle tapu devrinin gerçekleştiği andan itibaren yasal ihtar sürelerini kaçırmamak, hak kayıplarının önüne geçmek ve sürecinizi güvenle lehinize sonuçlandırmak için Ankara ofisimizden destek alabilir ya da alanında uzman bir Çukurambar Gayrimenkul Avukatından görüş almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Ayrıca bir diğer yazımız olan Karşılıksız Çek Düzenleme Suçu ve Cezası isimli yazımıza göz atmak isterseniz bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Bir Yorum Bırakın

Bu formda paylaştığınız bilgiler, yalnızca talebinize yanıt verebilmek ve sizinle iletişime geçebilmek adına yasalara uygun olarak güvenle saklanır. Formu göndererek bu süreci kabul etmiş olursunuz.

Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık; Avukat Mahmut Selim Çekiç tarafından kurulmuş olup Ankara – Çukurambar merkezli olarak faaliyet göstermekte, Türkiye genelinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Ofisimiz, hukuki uyuşmazlıkları her dosyanın kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkil odaklı, etik ve çözüm odaklı bir çalışma anlayışıyla hareket etmektedir.

© 2026 Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık | Av. Mahmut Selim Çekiç | Çukurambar – Ankara
Tüm hakları saklıdır. Bu internet sitesinde yer alan bilgi ve içerikler hukuki danışmanlık veya reklam amacı taşımaz.