Anasayfa Ceza Hukuku İnfaz ve Yatar Hesaplama Nasıl Yapılır? – İnfaz ve Yatar Hesaplama Aracı

İnfaz ve Yatar Hesaplama Nasıl Yapılır? – İnfaz ve Yatar Hesaplama Aracı

Yazar: Av. Mahmut Selim Çekiç

İnfaz ve Yatar Hesaplama Aracı

Güncel Yargı Paketleri ve 5275 Sayılı Kanun'a Uygun Kapsamlı Hesaplama


Hesaplama yapmak için sol taraftaki bilgileri doldurup "Hesaplamayı Başlat" butonuna tıklayınız. Sonuçlar ve hukuki açıklamalar burada görüntülenecektir.
Kanuni İnfaz Oranı
-
Cezaevinde (Kapalı/Açık) Fiilen Geçecek Süre
-
Tahmini Tahliye (Denetimli Serbestliğe Ayrılma) Tarihi
-
Koşullu Salıverilme (Şartla Tahliye) Tarihi
-
Bihakkın Tahliye (Cezanın Sicilden Düşme Tarihi)
-
Önemli Hukuki Not: İnfaz (yatar) süresi ve oranları, mahkeme kararının kesinleştiği tarihe göre değil; "lehe kanun" ilkesi gereği suçun işlendiği tarihteki yasalara göre belirlenir. Bu araç, 5275 Sayılı İnfaz Kanunu ve güncel değişikliklere göre gerçeğe en yakın tahmini sunmak üzere kodlanmıştır. Ancak cezaevindeki disiplin cezaları veya iyi hal durumu tarihleri doğrudan etkiler. Kesin hesaplama yalnızca İnfaz Savcılığı'nın hazırladığı Müddetname ile sabittir. Hürriyeti bağlayıcı bu kritik süreçte hak kaybı yaşamamak için, hukuki sürecinizi muhakkak uzman bir Ankara Ceza Avukatı ile yönetmeniz tavsiye edilir. Ankara Çukurambar'daki ofisimizle iletişime geçerek dosyanıza özel, profesyonel danışmanlık alabilirsiniz.

Ceza hukuku alanında bir mahkumiyet kararı kesinleştiğinde, hükümlünün cezaevinde geçireceği fiili sürenin belirlenmesi yargılama aşaması kadar kritik bir önem taşır. Bu hukuki sürece genel olarak infaz hesaplama adı verilmektedir. Türk hukuk sistemimizde suçun niteliği, suçun işlendiği tarih, sanığın yaş durumu ve kişisel özellikleri gibi birçok etkene bağlı olarak yatar hesaplama oranları ciddi değişiklikler göstermektedir. Özellikle cezaevinde fiilen ne kadar kalınacağı, ne zaman kapalıdan açık cezaevine geçileceği veya denetimli serbestlik hükümlerinden hangi tarihte faydalanılacağı gibi hayati soruların yanıtları, alanında uzman bir Ankara Avukat aracılığıyla titizlikle değerlendirilmelidir. Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak hazırladığımız bu detaylı rehberde, hükümlülerin ve ailelerinin en çok merak ettiği ceza süresi hesaplama işlemlerine dair en güncel mevzuat ışığında kapsamlı, güvenilir ve yönlendirici bilgiler sunuyoruz.

1. İnfaz ve Yatar Hesaplama İşlemi Hukuki Olarak Nedir ve Nasıl Yapılır?

Ceza mahkemeleri tarafından yargılama neticesinde verilen hapis cezalarının kesinleşmesinin ardından, bu cezaların fiilen ne kadar süreyle ve hangi infaz rejiminde (kapalı, açık, denetimli serbestlik) çektirileceğinin resmi olarak tespit edilmesine hukuken infaz hesaplama denilmektedir. Hukuk sistemimizde, mahkemenin hükmettiği hapis cezasının tamamı kural olarak cezaevinde geçirilmemektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında belirlenen koşullu salıverilme (şartlı tahliye) ve denetimli serbestlik hakları, hükümlünün cezaevinde kalacağı net süreyi, yani kamuoyundaki bilinen adıyla cezaevi yatar hesaplama miktarını doğrudan etkiler. Bu işlem yapılırken Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki İnfaz Bürosu tarafından “müddetname” adında resmi bir belge düzenlenir. Müddetname düzenlenirken suçun işlendiği tarih, suçun türü (örneğin kasten yaralama ile uyuşturucu ticareti arasındaki farklar), hükümlünün tutuklulukta geçirdiği süreler gibi değişkenler formüle dahil edilir. Karmaşık matematiksel formüller ve mevzuata eklenen geçici kanun maddeleri nedeniyle, bu işlemin kulaktan dolma hesaplarla değil, alanında uzman bir Ankara Avukat gözetiminde profesyonelce kontrol edilmesi hak kayıplarını önler. Hesaplamadaki ufak bir yanlışlık, kişinin aylar veya yıllar boyunca haksız yere hürriyetinden mahrum kalmasına yol açabileceği için sürecin en başından itibaren profesyonel hukuki danışmanlık almak vazgeçilmez bir gerekliliktir.

2. Cezaevi Yatar Hesaplama Sürecinde Hangi Kanunlar Dikkate Alınır?

Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına göre bir kişinin kesinleşmiş hapis cezasının infaz süreci temel olarak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun çerçevesinde yürütülmektedir. Bununla birlikte, yatar hesaplama işlemi yalnızca İnfaz Kanunu ile sınırlı kalmayıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümleriyle bütüncül bir yaklaşımla ele alınmak zorundadır. TCK’nın özel hükümler kısmında yer alan suç tiplerine ve ağırlaştırıcı nedenlere göre infaz rejimleri farklılaşırken, CMK’da yer alan tutukluluk ve gözaltında geçen sürelerin cezadan mahsup edilmesi (düşülmesi) gibi usul kuralları yatar süresini doğrudan belirler. Zaman içinde infaz yasalarında yargı paketleriyle yapılan köklü değişiklikler ve eklenen geçici maddeler infaz rejimini oldukça teknik ve kompleks bir hale getirmiştir. Uygulamada, suç tarihine ve yargılama sürecine göre hangi kanunun mahkumun lehine olduğunun tespiti (lehe kanun prensibi) yapılarak en avantajlı hesaplama gerçekleştirilmelidir. Bu kritik noktada deneyimli bir Ankara Ceza Avukatı, hükümlünün lehine olan tüm yasal düzenlemeleri tespit ederek infaz dosyasına müdahale eder ve en doğru hukuki yönlendirmeyi sağlar. Yürürlükten kalkmış veya sanığın aleyhine olan bir kanun maddesinin infaz savcılığınca sehven uygulanması, müdahale edilmediği takdirde telafisi imkansız özgürlük kayıplarına neden olabilir.

3. 11. Yargı Paketi Sonrası İnfaz Hesaplama Nasıl Yapılır?

25 Aralık 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun, kamuoyunda bilinen adıyla 11. Yargı Paketi, ceza infaz sisteminde özellikle “31 Temmuz eşitsizliği” olarak bilinen durumu ortadan kaldıran yeni düzenlemeler hayata geçirmiştir. Önceki yasalarda yalnızca belirli bir tarihte cezaevinde bulunanlara tanınan haklar genişletilmiş; suç tarihi 31 Temmuz 2023 ve öncesi olan birçok hükümlü için açık cezaevine 3 yıl erken ayrılma ve denetimli serbestlik süresine ilave 3 yıl eklenmesi (+3 yıl) hakkı getirilmiştir. Bu durum, yasal şartları taşıyan hükümlülerin yatar hesaplamasında fiili cezaevi süresinin ciddi anlamda kısalması veya doğrudan tahliye kapısının aralanması anlamına gelmektedir. Hak kazanabilmek için kural olarak 10 yılın altındaki cezalarda 1 ay, 10 yıl ve üzeri cezalarda ise 3 ay kapalı cezaevinde kalma şartı aranmaktadır.

Ancak bu paket kamuoyunda algılandığı gibi genel bir af niteliği taşımamakta olup, uygulanması son derece katı istisnalara tabidir. Yeni mevzuata göre; altsoya, üstsoya, eşe veya boşandığı eşe, çocuğa karşı işlenen kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, terör ve örgütlü suçlar ile deprem nedeniyle meydana gelen ölümlere bağlı taksirli suçlar bu 3 yıllık erken tahliye imkanının tamamen dışında bırakılmıştır. Ayrıca, yatar hesaplamasında en çok yapılan hata “içtima” (cezaların toplanması) aşamasındadır; şayet mahkumun birden fazla cezası toplanmışsa ve bu cezalardan yalnızca birinin bile suç tarihi 31 Temmuz 2023 sonrasına aitse, mahkum paketin getirdiği bu lehe haktan faydalanamamaktadır. İnfaz yasasına eklenen bu geçici maddelerin kişi bazında nasıl uygulanacağının tespiti karmaşık bir hukuki süreçtir. Hangi kanunun lehinize olduğunun belirlenmesi ve açığa ayrılma ile denetimli serbestlik dilekçelerinizin hatasız bir şekilde infaz hakimliğine sunulması için sürecin alanında uzman bir Ankara Ceza Avukatı tarafından yürütülmesi, haksız yere hürriyetinizden mahrum kalmamanız adına hayati önem taşır.

3.1. Yeni Yasal Düzenlemelerle İnfaz Oranları Düştü Mü?

Yapılan son yasal düzenlemeler ve yargı paketleri, infaz oranlarında herkesi kapsayan toptan bir af veya indirimden ziyade, suçun niteliğine göre kategorik ayrımlar getirmiştir. Adi suçlar olarak tabir edilen ve kanun koyucunun daha az tehlikeli bulduğu suçlarda denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme hükümleri daha genişletilmişken, kamuoyunda infial yaratan ağır suçlarda cezaevi yatar süreleri sıkılaştırılmıştır. Bu sebeple kulaktan dolma bilgilerle tahliye beklentisine girmek yerine, hükmü veren mahkemenin gerekçeli kararı üzerinden birebir hukuki analiz yapılması en sağlıklı yöntemdir.

4. Denetimli Serbestlik Süresi Yatar Hesaplamayı Nasıl Etkiler?

Denetimli serbestlik, yasal şartları sağlayan hükümlünün hapis cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan son dilimini cezaevi dışında, dışarıda ailesiyle ve toplum içinde denetim altında geçirmesini sağlayan modern bir infaz kurumudur. Yatar hesaplama işlemi yapılırken hem mahkumun hem de yakınlarının en çok odaklandığı husus, toplam cezadan ne kadarlık bir sürenin denetimli serbestlik kapsamında dışarıda geçirileceğidir. 5275 sayılı İnfaz Kanunu uyarınca genel kural; koşullu salıverilmesine 1 yıl veya daha az süre kalan, açık ceza infaz kurumunda bulunan ve “iyi halli” raporu alan hükümlülerin denetimli serbestlikten faydalanabilmesidir. Denetimli serbestlik yasal bir hak olmakla birlikte, cezaevi idaresi tarafından otomatik olarak devreye sokulan bir sistem değildir; hükümlü veya vekili tarafından talep edilmesi, cezaevi kurulunun olumlu rapor vermesi ve nihayetinde İnfaz Hakimliği’nin onay kararı vermesi yasal şarttır. Bu aşamada prosedürlerin kanuna uygun işletilmesi, taleplerin gerekçeli ve zamanında yapılması işlemlerinde vekil desteği almak süreci sekteye uğramaktan kurtarır. İdari yavaşlıklar veya eksik dilekçeler nedeniyle geciken başvurular, mahkumun cezaevinde fazladan süre yatmasına sebep olabileceği için avukat yardımı bu aşamada altın değerindedir.

4.1. Denetimli Serbestlikten Yararlanma Şartları Nelerdir?

Genel kural olarak denetimli serbestlikten yararlanabilmenin ilk şartı, mahkumun halihazırda açık ceza infaz kurumunda bulunuyor olması veya kapalı kurumdan açığa ayrılma hakkını elde etmiş olmasıdır. İkinci en önemli kriter ise mahkumun cezaevi yaşamı boyunca “iyi halli” statüsünde olmasıdır; zira alınmış ve kaldırılmamış disiplin cezaları bu hakkı engeller. Kanun koyucu, 0-6 yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile hayatını yalnız idame ettiremeyecek derecede ağır hastalığı veya engeli bulunan hükümlüler için denetimli serbestlik sürelerini çok daha esnek ve mahkum lehine düzenlemiştir.

5. Girdi Çıktı Yapma İşlemi Hangi Cezalar İçin Uygulanır?

Toplum arasında genel olarak girdi çıktı yapma olarak ifade edilen durum, teknik anlamda kısa süreli hapis cezalarının infaz aşamasında uygulanan, mahkumun resmi olarak cezaevine teslim olup kayıt (müddetname) işlemlerinin tamamlanmasının ardından, aynı gün veya birkaç gün içerisinde denetimli serbestlik kapsamında tahliye edilmesidir. Türk Ceza Hukuku sisteminde, örneğin alınan cezanın hesaplanan yatar süresi yasal denetimli serbestlik süresine (genellikle 1 yıl) eşit veya ondan daha az çıkıyorsa, kişi fiilen aylar boyunca kapalı cezaevinde hapis yatmaz. Ancak, cezanın resmi infaz rejimine girebilmesi, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik kararlarının İnfaz Hakimliği tarafından verilebilmesi için kişinin fiilen cezaevine giriş yapması zorunludur. Bu hukuki süreç sırasında kişinin başka bir kesinleşmiş aranmasının bulunmaması, doğru infaz kurumuna teslim olması ve idari işlemlerin hızla tamamlanması gerekir. Girdi çıktı olarak adlandırılan bu hassas dönemin pürüzsüz ilerlemesi, kişinin yanlışlıkla cezaevinde fazladan gün geçirmemesi için öncesinde mutlaka uzman bir elden cezaevi yatar hesaplama tablosu çıkarılmalıdır. Teslim olma sürecinden tahliye evraklarının imzalanmasına kadar geçen sürede bir avukatın süreci dışarıdan yönetmesi, idari aksaklıkları ve evrak bekletme gibi sorunları ortadan kaldıracaktır.

5.1. Hangi Suçlarda Girdi Çıktı Yapma Mümkün Değildir?

Kanun sistematiğinde her kısa süreli hapis cezası otomatik olarak hızlı tahliye ile sonuçlanmaz. Özellikle kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, uyuşturucu madde ticareti ve terörle mücadele kanunu kapsamındaki suçlardan mahkum olanlar için denetimli serbestlik limitleri ve infaz oranları çok katı olduğundan bu işlem uygulanmaz. Bunun yanında, kişi hukuken “mükerrir” (suçta tekerrür) statüsündeyse, aldığı ceza çok düşük süreli olsa dahi belli bir süreyi mutlaka kapalı ceza infaz kurumunda fiilen geçirmek zorundadır.

6. Tekerrür Halinde İnfaz ve Yatar Hesaplama Değişir Mi?

Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesi hükümlerine göre, önceden işlenen bir suçtan dolayı verilen mahkumiyet kararı kesinleştikten sonra, kanunda öngörülen belirli süreler içerisinde kişinin yeni bir kasıtlı suç işlemesi durumuna hukuken “tekerrür” adı verilir. Mahkeme kararı oluşturulurken “cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” hükmedilmişse, yatar hesaplama parametreleri tamamen değişir ve mahkumun aleyhine olacak şekilde ağırlaşır. Standart suçlarda 1/2 (yarı yarıya) olan koşullu salıverilme oranı, kişi mükerrir olduğunda kural olarak 2/3’e (üçte iki) yükselir. Eğer kişi ikinci kez mükerrir (ikinci defa tekerrür) olmuşsa, yasa gereği koşullu salıverilme hakkından tamamen mahrum bırakılarak cezasının tamamını (“bihakkın”) yatmak zorunda kalır. Mükerrir mahkumların kapalı cezaevinden açık cezaevine ayrılma süreleri de zorlaştırıldığı için, tekerrür uygulaması infazın en ağır halidir. Uygulamada, İnfaz Savcılıklarınca hazırlanan müddetnamelerde tekerrüre esas alınan önceki sabıka kaydının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı veya tekerrür koşullarını taşıyıp taşımadığı sıkça gözden kaçmaktadır. Bu nedenle, infaz dosyasının bir Çukurambar Ceza Avukatı tarafından incelenerek hatalı bir tekerrür hesaplaması varsa derhal İnfaz Hakimliği nezdinde itiraz yoluna gidilmesi, mahkumiyet süresini yıllar bazında kısaltabilecek kritik bir adımdır.

7. Açık Cezaevine Geçiş Şartları Nelerdir ve Yatar Hesaplamaya Etkisi Nedir?

Kesinleşen hapis cezalarının infazında, kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna geçiş yapılması, mahkumun hem sosyal hayata adaptasyonu hem de cezaevi koşullarının hafiflemesi açısından infazın en önemli evresidir. Açık cezaevleri, dış güvenlik görevlisi bulunmayan, firara karşı engelleri asgari düzeyde olan ve mahkumların kurum dışında çalışma imkanı bulabildiği kurumlardır. Hükümlünün kapalıdan açığa geçebilmesi için toplam hapis cezası süresi, suçun nev’i ve kapalı kurumda çekilmesi gereken zorunlu sürenin (iyi halli olarak) tamamlanmış olması şartları birlikte aranır. Açık cezaevine ayrılma hakkı kazanan bir mahkum, doğrudan denetimli serbestlik dilekçesi verme hakkına da kavuştuğu için bu geçiş infaz hesaplama sonucunu ve tahliye tarihini doğrudan etkiler. Adalet Bakanlığı yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerle açık kuruma ayrılma süreleri zaman zaman lehe veya aleyhe güncellenebilmektedir. Mahkumun idare tarafından “iyi hal puanlamasına” tabi tutulduğu bu süreçte, haksız disiplin cezalarının iptal edilmesi veya kazanılmış hakkın idarece geciktirilmesine karşı hukuki müdahale şarttır.

8. Yaş Küçüklüğü Durumunda Cezaevi Yatar Hesaplama Farklı Mıdır?

Suçu işlediği tarihte henüz 18 yaşını doldurmamış olan çocukların (hukuki tabiriyle Suça Sürüklenen Çocuk – SSÇ) cezaevi süreçleri, onarıcı adalet prensipleri gereğince yetişkinlere kıyasla çok daha koruyucu ve lehe hükümler barındırmaktadır. Özellikle 7242 sayılı Kanun ile 5275 sayılı İnfaz Kanununa eklenen Geçici 6. Madde uyarınca, çocuk hükümlülerin yatar hesaplama işlemlerinde çok kritik matematiksel indirimler getirilmiştir. Bu güncel yasal düzenlemeye göre; 30 Mart 2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, tabi olunan koşullu salıverilme süresi hesaplanırken hükümlünün ceza infaz kurumunda 15 yaşını dolduruncaya kadar geçirdiği her 1 gün tam 3 gün olarak kabul edilmektedir. Aynı kuralın devamında, çocuğun 15 yaşını bitirip 18 yaşını dolduruncaya kadar cezaevinde geçirdiği her 1 gün ise infaz hesaplama sürecinde 2 gün olarak dikkate alınır ve yatılacak ana cezadan hızla düşülür. Kanun koyucunun çocuk hükümlülere tanıdığı bu muazzam indirim hakkı belirli bir tarihe (30 Mart 2020 ve öncesi) bağlandığı için, suç tarihinin doğru tespiti ve lehe kanun değerlendirmesi müddetname (infaz süresi belgesi) hazırlanırken hayati bir önem taşır. İnfaz savcılıkları tarafından yapılan bu spesifik hesaplamalarda insan veya sistem kaynaklı hatalar sıklıkla yaşanabildiğinden, çocuğun haksız yere fazladan hapis yatmasının önüne geçmek adına sürecin en başından itibaren uzman bir Ankara Avukat tarafından titizlikle denetlenmesi yasal hakların korunması için vazgeçilmezdir. Unutulmamalıdır ki, Türk ceza infaz mevzuatı son derece dinamik bir yapıya sahiptir; TBMM gündemine gelmesi beklenen 12. Yargı Paketi ve diğer yeni yargı paketleriyle, tıpkı 7242 sayılı Kanun ile sağlanan bu istisnai indirimler gibi, ilerleyen dönemlerde de yaş küçüklüğü veya genel infaz rejimine dair buna benzer yeni yasal düzenlemelerin getirilmesi her zaman kuvvetli bir ihtimaldir. Bu sebeple, olası yasa değişikliklerinin geriye yürüme (lehe kanun) prensibinden anında faydalanabilmek ve tahliye fırsatlarını kaçırmamak için hukuki sürecin güncel olarak takip edilmesi şarttır.

9. İnfaz Hesaplama Hatası Durumunda Ankara Avukat Desteği Neden Önemlidir?

İnfaz Savcılıkları tarafından mahkumun ne zaman tahliye olacağını gösteren “müddetname” (infaz süresini gösteren resmi belge) adlı evrak hazırlanırken, insan eliyle veya UYAP bilişim sistemindeki sistemsel aksaklıklar sebebiyle ciddi hesaplama hataları yapılabilmektedir. Mahsup (sanığın tutuklulukta veya gözaltında geçirdiği sürenin toplam cezadan düşülmesi) işleminin hiç yapılmaması veya eksik yapılması, birden fazla cezanın toplanması (içtima) aşamasında kanuni üst sınırların aşılması veya sanığın lehine olan yeni bir kanun uygulamasının göz ardı edilmesi en sık rastlanan infaz hesaplama hataları arasındadır. Böyle hukuki bir hata, müdahale edilmediği takdirde kişinin aylarını hatta yıllarını haksız yere hürriyetinden yoksun şekilde geçirmesine yol açar. Bu gibi riskli durumlarda, müddetnamenin tebliğ edilmesinin ardından süre kaybetmeksizin görevli İnfaz Hakimliği’ne itiraz dilekçesi sunulması mecburi bir yoldur. İnfaz alanında tecrübeli bir Ankara Avukat, mahkemenin verdiği kararı, kişinin geçmiş sabıka kayıtlarını, tutukluluk müzekkerelerini ve tüm dosya kapsamını detaylıca inceleyerek güncel yasalar ışığında kendi formüllerini uygular. Hatalı hesaplama tespit edildiğinde, Yargıtay içtihatlarıyla desteklenmiş ve gerekçelendirilmiş güçlü bir itiraz ile mahkumun hakkı olan tarihte özgürlüğüne kavuşması sağlanır. Unutulmamalıdır ki, özgürlük hakkı sonradan maddi olarak tam anlamıyla telafi edilemeyecek kadar kutsal bir haktır ve hata kabul etmez.

10. Koşullu Salıverilme (Şartlı Tahliye) Oranları Güncel Olarak Nedir?

Koşullu salıverilme kurumu, hükümlünün cezaevinde bulunduğu süre zarfında gösterdiği iyi hal ve kurallara uyumu neticesinde, cezasının kanunda öngörülen kısmını çekmesinin ardından süresinden önce şartlı olarak tahliye edilmesine imkan tanıyan infaz hukukunun can damarıdır. Cezaevi yatar hesaplama işlemlerinde kullanılan tüm matematiksel formüllerin bel kemiğini bu oranlar belirler. Mevcut 5275 sayılı İnfaz Kanunu düzenlemelerine göre, adi ve genel nitelikli suçlarda uygulanan koşullu salıverilme oranı toplam cezanın 1/2’sidir. Fakat kasten insan öldürme suçlarında bu oran 2/3, devlete ve anayasal düzene karşı işlenen suçlar ile terör kapsamındaki suçlarda ise 3/4 olarak oldukça katı bir şekilde uygulanır. Keza, uyuşturucu madde imal ve ticareti, çocuğun cinsel istismarı gibi suçlarda da kanun koyucu özel oranlar belirlemiştir. Bu oranların tespiti sadece suçun ismiyle değil; eylemin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği, mağdurun beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olup olmadığı gibi nitelikli hallerle de doğrudan bağlantılıdır. Müddetname hesaplanırken bu karmaşık kurallar ve istisnalar zincirinin hatasız olarak çözümlenmesi hukuki bir gerekliliktir. Cezanızın Yargıtay veya İstinaf aşamasında kesinleşmesinden infazın tamamen bitmesine kadar geçen uzun süreçte, hak kaybı yaşamamak ve tahliye tarihinizi net bir şablon üzerinden öğrenmek adına İnfaz ve Yatar Hesaplama Aracı‘nı kullanabilir, profesyonel hukuk ve avukatlık hizmetimizden faydalanabilirsiniz.

İnfaz ve Yatar Hesaplama Aracı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Eğer işlenen suç terör, uyuşturucu veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar gibi istisnai bir kategoride değilse ve kişi mükerrir statüsünde değilse, uygulanan genel infaz oranı olan 1/2 üzerinden yatar süre 1 yıl olarak hesaplanır. Ayrıca yasa gereği hükümlünün denetimli serbestlik hakkı (genel kural olarak 1 yıl) bulunduğundan, kişi girdi çıktı yapma işlemi ile sadece prosedür gereği cezaevine teslim olup kısa sürede tahliye edilerek cezasını toplum içinde tamamlayabilir.

Mahkeme kararında tekerrür hükümleri uygulandığında, standart suçlar için 1/2 olan koşullu salıverilme oranı doğrudan sanığın aleyhine olarak 2/3’e yükselir. Bu durum yatar süresini ciddi şekilde artırdığı gibi, kişinin açık cezaevine ayrılma ve denetimli serbestlikten faydalanma şartlarını da büyük ölçüde zorlaştırır.

Hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan bir kişi; eşinin veya çocuğunun ölümü, kendisinin veya birinci derece yakınının ağır hastalığı ya da geçerli eğitim durumu gibi kanunda açıkça sayılan hukuki mazeretlerin varlığı halinde, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe ile başvurarak infazın ertelenmesini talep edebilir. Talep haklı görülürse cezanın infazı yasada belirtilen süreler kadar durdurulur.

Açık ceza infaz kurumuna geçiş için gereken süre sabit tek bir süre değildir; hükmedilen toplam hapis cezasına, suçun türüne ve cezaevi içindeki disiplin (iyi hal) durumuna göre değişir; son karar cezaevi idare ve gözlem kurulu tarafından puanlama yapılarak verilir.

Ceza mahkemesi tarafından sanık hakkında HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kararı verilmesi durumunda, ortada hukuken infaz edilebilir kesinleşmiş bir karar olmadığı için kişi cezaevine girmez. Fakat sanık kararda belirtilen denetim süresi içerisinde kasıtlı olarak yeni bir suç işlerse mahkeme eski dosyayı ele alır, HAGB kararını açıklar ve ancak o zaman hapis cezasının fiili infaz hesaplama süreci işlemeye başlar.

İnfaz hukuku yasaları, sık sık çıkarılan yargı paketleri ile değiştirildiği için hükümlünün hesaplamada hangi kanuna tabi tutulacağı “suçun işlendiği tarih” esas alınarak bulunur. Şayet suç tarihinden sonra sanığın lehine oranlar içeren yeni bir yasal düzenleme yürürlüğe girmişse, lehe kanunun geçmişe yürümesi prensibi gereğince hesaplama mahkumun en avantajına olan yeni yasaya göre derhal yeniden uyarlanır.

Kesinleşen adli para cezası yasal süresinde ödenmezse, ceza doğrudan sabit bir TL tutarı üzerinden değil, hakimin kararda belirlediği gün sayısı üzerinden hapse çevrilir. İnfaz Kanunu uyarınca savcılık öncelikle hükümlünün kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verir. Hükümlü kurallara uymazsa, belirlenen gün sayısı hapis cezasına çevrilerek açık cezaevinde infaz edilir. Bu süreçteki en kritik yatar hesaplama kuralı şudur: Adli para cezasından hapse çevrilen cezalarda koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik uygulanmaz. Çevrilen gün sayısının tamamı (bihakkın) fiilen cezaevinde yatılır.

Sonuç:

Kesinleşmiş hapis cezalarının infaz aşaması, bir bireyin en temel hakkı olan özgürlüğünü doğrudan ilgilendiren, matematiksel algoritmalar ve hukuki prosedürler açısından son derece hassas ve hataya kapalı bir süreçtir. Gerek sanığın lehine olan kanun uygulamalarının dosyaya yansıtılması, gerek müddetname hesaplamalarındaki usulsüzlüklere karşı İnfaz Hakimliği nezdinde itiraz süreçlerinin yürütülmesi, gerekse de açık cezaevine geçiş ve denetimli serbestlik başvurularının hızlıca yapılması tam bir hukuki uzmanlık gerektirir. Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık bünyesinde, sürekli değişen mevzuat hükümlerini yakından analiz ederek müvekkillerimizin her türlü hak kayıplarının önüne geçiyoruz. İnfaz evrenizin kanuna uygun, eksiksiz ve en adil şekilde yönetilmesi, tahliye ve açık cezaevine geçiş tarihlerinizin hatasız olarak hesaplanması için alanında tecrübeli bir Ankara Ceza Avukatı ile çalışmak, telafisi yıllar alacak mağduriyetleri başlamadan engelleyecektir.

Bu nedenle infaz süreleri, infaz hesaplama prosedürleri ve ceza hukukuna dair tüm hukuki işlemlerinizde profesyonel bir destek almak ve dosyanızı hukuki güvence altında yürütmek için Ankara ofisimizden destek alabilir ya da alanında uzman bir Çukurambar Ceza Avukatından görüş almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bunun haricinde yazımızın giriş kısmında yer alan hesaplama aracı ile İnfaz ve Yatar Hesaplaması yapabilirsiniz.

Ayrıca bir diğer makalemiz olan Kira Bedelinin Belirlenmesi: Kira Tespit Davası Nedir, Şartları Nelerdir? isimli yazımıza göz atmak isterseniz bağlantıya tıklayabilirsiniz.

2 Yorumlar

Kemal Aydın Nisan 16, 2026 - 4:46 am

selamlar mahkemem bitti bana 3 yıl 4 ay hapis cezası verdiler. bunun yatarı tam olarak ne kadar olur acaba kapalı cezaevinde mi yatarım yoksa direkt açığa mı alırlar beni. bide denetimli serbestlik falan dediler o nasıl hesaplanıyo bana bi yol gösterirseniz sevinirim valla çok kafam karıştı

Yanıtla
Av. Mahmut Selim Çekiç Nisan 19, 2026 - 10:11 am

Merhaba Kemal Bey,
Sitemizde yer alan infaz hesaplama aracımızı kullanarak tahmini yatar sürenizi hesaplayabilirsiniz. İnfaz ve yatar hesaplama süreciyle ilgili detaylı bilgi almak ve hukuki danışmanlık hizmetimizden yararlanmak için Ankara’da bulunan Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık ofisimizle +90 (555) 046 29 10 numaralı hattımız üzerinden doğrudan iletişime geçebilirsiniz. Uzman ekibimiz size yardımcı olmaktan memnuniyet duyacaktır.

Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

Bu formda paylaştığınız bilgiler, yalnızca talebinize yanıt verebilmek ve sizinle iletişime geçebilmek adına yasalara uygun olarak güvenle saklanır. Formu göndererek bu süreci kabul etmiş olursunuz.

Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık; Avukat Mahmut Selim Çekiç tarafından kurulmuş olup Ankara – Çukurambar merkezli olarak faaliyet göstermekte, Türkiye genelinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Ofisimiz, hukuki uyuşmazlıkları her dosyanın kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkil odaklı, etik ve çözüm odaklı bir çalışma anlayışıyla hareket etmektedir.

© 2026 Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık | Av. Mahmut Selim Çekiç | Çukurambar – Ankara
Tüm hakları saklıdır. Bu internet sitesinde yer alan bilgi ve içerikler hukuki danışmanlık veya reklam amacı taşımaz.