Anasayfa Borçlar Hukuku İcra ve İflas Kanunu 89/1, 89/2, 89/3 Haciz İhbarnameleri ve İtiraz Süreleri

İcra ve İflas Kanunu 89/1, 89/2, 89/3 Haciz İhbarnameleri ve İtiraz Süreleri

Yazar: Av. Mahmut Selim Çekiç

Ticari ve ekonomik ilişkilerin karmaşıklaştığı günümüzde, ilamlı veya ilamsız icra takipleri vasıtasıyla alacakların tahsil edilmesi süreci, borçluların malvarlıklarını gizleme ya da üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını paraya çevirmeme eğilimleri nedeniyle sekteye uğrayabilmektedir. Bu gibi durumlarda, alacaklının tatminini sağlamak amacıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 89 hükmü yasal bir manivela olarak devreye girmektedir. Kanunun bu maddesi, borçlunun üçüncü şahıslardaki (bankalar, ticari sözleşme ortakları, kiracılar, alt yükleniciler vb.) muaccel, müstakbel veya doğması muhtemel hak ve alacaklarının haczini usul hukuku güvenceleriyle düzenler.

İİK m. 89 prosedürü; hak düşürücü süreler, kesinleşme karineleri ve menfi tespit davası gibi ağır maddi hukuk sonuçları barındıran üç aşamalı (89/1, 89/2, 89/3 haciz ihbarnameleri) bir yapıya sahiptir. Bu sürecin hatasız yönetilmesi, gerek alacağını tahsil etmek isteyen alacaklılar gerekse haksız yere borçlu konumuna düşme riskiyle karşı karşıya kalan üçüncü şahıslar için hayati önem arz eder. Süreçlerin takibi ve telafisi imkânsız zararların engellenmesi adına alanında uzman bir Ankara Avukat ile çalışmak en güvenli yoldur. Bu yazımızda, Saye Avukatlık Hukuk ve Danışmanlık okuyucuları için İİK 89 ihbarnamelerini hukuki dayanakları, Yargıtay içtihatları ve doktrinsel esaslarıyla birlikte ele alacağız.

1. İcra İflas Kanunu Madde 89 Nedir ve Hangi Durumlarda Uygulanır?

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi, borçlunun üçüncü şahıslarda bulunan nakit paralarını, alacaklarını veya hamiline ait olmayan ve cirosu kabil senet dışındaki diğer haklarını koruma altına alan ikame edici bir haciz müessesesidir. Maddenin birinci fıkrası (İİK m. 89/1) uyarınca, borçlunun üçüncü kişideki hak ve alacağı haczedildiğinde icra dairesi tarafından üçüncü kişiye bir haciz ihbarnamesi gönderilir. Bu ihbarnamenin gönderilebilmesi için alacaklının geçerli bir takip başlatmış olması ve takibin kesinleşmiş olması yasal bir zorunluluktur.

Hukuki mahiyeti itibarıyla bu prosedür, borçlunun malvarlığının tespiti ve paraya çevrilmesi sürecinde üçüncü kişilere kanundan doğan bir beyan yükümlülüğü yükler. Sürecin her aşamasında hak düşürücü süreler ve ciddi tazminat sorumlulukları söz konusu olduğundan, tarafların bir Ankara İcra Avukatı desteğiyle hareket etmesi hak kayıplarını engeller. Kanun koyucu bu maddeyle, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarını gizlemesini önlemeyi ve takibin tarafları dışındaki kişilerin de dürüstlük kuralına uygun davranmasını sağlamayı amaçlamıştır.

2. 89/1 Birinci Haciz İhbarnamesi Nedir ve Tebliğ Alındığında Ne Yapılmalıdır?

İİK m. 89/1 uyarınca düzenlenen birinci haciz ihbarnamesi, üçüncü şahsa; borçlunun kendisindeki alacağına el konulduğunu, borcu icra dairesinden başka bir yere ödememesi gerektiğini, aksi takdirde borcu iki kez ödemek zorunda kalacağını ihtar eden resmi bir belgedir. Mükerrer (iki kez) ödeme riski, doğrudan İİK m. 89/1 maddesinde yer alan “bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceği ve borçluya yapılan ödemenin geçerli olmayacağı” amir ihtar hükmüne dayanır. Tebliği alan üçüncü kişi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak yapılan bu bildirimin ardından hukuki bir yükümlülük altına girer. Eğer üçüncü kişinin borçluya herhangi bir borcu yoksa veya malı elinde bulundurmuyorsa, yasal süre içinde usulüne uygun bir şekilde itiraz etmelidir.

2.1. İhbarnameye Rağmen Asıl Borçluya Ödeme Yapılmasının Hukuki Sonucu Nedir?

Üçüncü kişi bu resmi ihtara rağmen icra dairesi yerine takip borçlusuna (kendi alacaklısına) ödeme yaparsa, bu işlem maddi hukuk bakımından geçerli bir borcu sona erdirme ifası sayılmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 186 hükmünün özü kıyasen uygulandığında, resmi olarak haciz engeli ihbar edilen üçüncü kişinin yaptığı bu ödeme “kusurlu ifa” kabul edilir ve takip alacaklısına karşı ileri sürülemez. Takip alacaklısı, İİK m. 89/2 ve 89/3 süreçlerini işleterek o parayı üçüncü kişiden tekrar talep eder ve üçüncü kişi aynı borcu icra dairesine ikinci kez ödemek zorunda kalır. Uygulamada, özellikle kurumsal şirketlerin, faktoring firmalarının veya bankaların merkez adreslerine gelen tebligatların takibinde aksaklıklar yaşanabilmektedir. Bu aşamada, hukuki süreçlerin hatasız yürütmesi ve ticari işletmenin haksız yere borçlu statüsüne geçmemesi için Çankaya İcra Avukatı gibi yerel uzmanlardan profesyonel yardım alması hayati önem taşır.

3. 89/1 Birinci Haciz İhbarnamesine İtiraz Süresi Kaç Gündür ve Nasıl Yapılır?

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 89/2 hükmü uyarınca, üçüncü şahıs; borçluya borcu olmadığını, malın kendisinde bulunmadığını veya ihbarnamenin tebliğinden önce borcun ödendiğini ileri sürüyorsa, ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine bildirmek zorundadır. Bu 7 günlük süre hak düşürücü nitelikte olup uzatılması veya ertelenmesi mümkün değildir.

3.1. İİK 89/1 İtiraz Dilekçesi Başka Yer İcra Dairesinden Gönderilebilir mi?

Evet, itiraz, ihbarnameyi gönderen esas icra dairesine yazılı bir dilekçe ile doğrudan yapılabileceği gibi, İİK m. 358 hükmünün sağladığı yasal zemin çerçevesinde, üçüncü şahsın bulunduğu yerdeki başka bir icra dairesi aracılığıyla (muhabere/istinabe yoluyla) da esas icra dairesine gönderilebilir. Dilekçede, borçlunun kendisinde herhangi bir alacağının, hakkının veya malının bulunmadığı açık, şüpheye yer bırakmayacak ve net bir dille ifade edilmelidir. Sürelerin takibi ve dilekçenin hukuki netlikte hazırlanması aşamasında, Çukurambar İcra Avukatı danışmanlığı almak, usul hatalarından kaynaklanabilecek büyük mali risklerin önüne geçer. Süresinde yapılan geçerli bir itiraz, icra takibinin üçüncü kişi yönünden durmasını sağlar ve alacaklı taraf aksini ispat edene kadar üçüncü kişiye yönelik takip işlemlerine devam edilemez.

4. 89/1 İhbarnamesine İtiraz Edilmezse Hukuki Sonuçları Neler Olur ve Ankara Avukat Desteği Neden Önemlidir?

Üçüncü şahıs, kendisine tebliğ edilen 89/1 ihbarnamesine İİK m. 89/2 gereğince 7 gün içinde itiraz etmezse kanun gereği borçlunun o miktardaki alacağı üçüncü kişinin zimmetinde (üzerinde) sayılır. Kanun koyucu burada varsayımsal bir hukuki karine (kesinleşme karinesi) öngörmüştür; üçüncü kişi sessiz kalarak borcun varlığını zımnen kabul etmiş sayılır. Bu aşamada alacak muaccel hale gelmiş gibi işlem görür ve üçüncü kişi gerçekte borçlu olmasa bile takip hukuku bakımından asıl borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu kılınma sürecine girer.

Üçüncü kişinin gerçekten borcu olmasa bile sırf süreyi kaçırdığı için borçlu konumuna düşmesi ticari itibarını, banka hesaplarını ve finansal durumunu tehlikeye atar. İtiraz edilmemesi halinde alacaklı, icra müdürlüğünden sürecin bir sonraki aşamasına geçilmesini talep etme hakkı kazanır. Bu tehlikeli süreçten zarar görmemek adına, ihbarname tebliğ alınır alınmaz tecrübeli bir Ankara Avukat kadrosu ile iletişime geçilerek hızlıca aksiyon alınmalıdır.

5. 89/2 İkinci Haciz İhbarnamesi Nedir ve Hangi Koşullarda Gönderilir?

İİK m. 89/2 uyarınca, birinci haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz etmeyen üçüncü şahsa, icra dairesi tarafından ikinci bir haciz ihbarnamesi gönderilir. Bu ihbarnamede; üçüncü şahsa birinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmediği için borcun zimmetinde sayıldığı, varsa bu duruma karşı itirazlarını yine 7 gün içinde bildirmesi gerektiği, aksi takdirde borcun kendisinde kesinleşeceği ihtar edilir. Alacaklı taraf, birinci ihbranameye itiraz edilmediğine dair icra dosyası tespiti yaptıktan sonra bu ikinci bildirimin çıkarılmasını talep eder.

İkinci haciz ihbarnamesi, kanuni tabirle üçüncü şahsa tanınan ikinci bir şanstır. Ancak bu ihbarnamenin de tebliği ve takibi çok sıkı şekil şartlarına tabidir. İkinci ihbarnamenin usulsüz tebliğ edilmesi veya içeriğindeki eksiklikler, İİK m. 16 kapsamında şikayet konusu yapılabilir. Bu süreçte alacaklıların haklarını korumak veya üçüncü kişilerin haksız yere borçlanmasını önlemek adına bir Ankara İcra Avukatı ile çalışılması sürecin hukuki zeminde ilerlemesi açısından gereklidir.

6. 89/2 İhbarnamesine (İkinci Haciz İhbarnamesi) İtiraz Süresi ve Usulü Nasıldır?

İİK m. 89/2’nin son cümlesi uyarınca, ikinci haciz ihbarnamesine karşı itiraz süresi de tebliğden itibaren 7 gündür. Üçüncü şahıs, bu 7 günlük süre içinde birinci ihbarnamede olduğu gibi borçluya borcu olmadığını, malın kendisinde bulunmadığını veya hukuki ilişkinin sona erdiğini ileri sürerek yazılı olarak itiraz edebilir. İtiraz dilekçesi, takibin yürütüldüğü icra müdürlüğünün dosyasına sunulmalıdır.

İkinci aşamada yapılacak usulüne uygun bir itiraz, birinci ihbarnamedeki sessizliğin doğurduğu olumsuz kesinleşme karinesini tamamen ortadan kaldırır. Bu durumda icra takibi üçüncü kişi yönünden durur ve alacaklı ancak alacağın varlığını ispat etmesi sonucunda üçüncü kişiden alacağı talep edebilir. Bu kritik eşikte hukuki argümanların doğru kurgulanması ve delillerin dilekçeye eklenmesi için Çankaya İcra Avukatı desteği alınması, itirazın usulden reddedilme riskini ortadan kaldıracaktır.

7. 89/3 Üçüncü Haciz İhbarnamesi Nedir ve Hukuki Niteliği Nelerdir?

Üçüncü şahıs hem birinci (89/1) hem de ikinci (89/2) haciz ihbarnamelerine 7’şer günlük yasal süreler içinde itiraz etmezse borç kesin olarak üçüncü şahsın zimmetinde sayılır. Bu aşamadan sonra icra dairesi, İİK m. 89/3 uyarınca üçüncü şahsa üçüncü haciz ihbarnamesini (bildirimi) gönderir. Bu bildirimle üçüncü şahsa; borcu 15 gün içinde icra dairesi veznesine ödemesi veya aynı süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde hakkında cebri icra işlemlerine (haciz ve muhafaza) başlanacağı ihtar olunur.

89/3 haciz ihbarnamesi, idari ve hukuki açıdan geri dönüşü oldukça zor olan takip hukukunun maddi hukuka en fazla yaklaştığı son viraj niteliğindedir. Bu ihbarname ile üçüncü şahıs artık resmen takip borçlusu konumuna getirilmiştir. Bu aşamaya gelmiş bir icra dosyasında menfi tespit davası açma zorunluluğu doğduğundan, Çukurambar İcra Avukatı yardımı almak davanın teknik takibi ve hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması için zorunludur.

8. 89/3 İhbarnamesi Sonrası Menfi Tespit Davası Nasıl Açılır ve Ankara Avukat Hizmeti Neden Gereklidir?

İİK m. 89/3 hükmüne göre, üçüncü şahıs üçüncü ihbarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün içinde, takip borçlusuna borçlu olmadığını ispat etmek üzere menfi tespit davası açabilir. Bu dava, borcun var olmadığını ispatlamayı amaçlayan ve maddi hukuk kurallarına göre çözümlenen bir dava türüdür. Üçüncü şahıs davanın açıldığını gösteren derkenarı (resmi belgeyi) aynı 15 günlük süre içinde icra dairesine ibraz etmek zorundadır.

Menfi Tespit Davası süreci hakkında daha detaylı bilgiler içeren yazımıza göz atmak için ilgili bağlantıya tıklayabilirsiniz.

8.1. 15 Gün İçinde Menfi Tespit Davası Açılmazsa Hangi Riskler Doğar?

Eğer bu 15 günlük hak düşürücü süre içinde dava açılmaz veya açıldığı halde derkenar icra dosyasına sunulmazsa, üçüncü şahıs gerçekte borçsuz olsa bile o borcu icra dairesine ödemekle yükümlü kalır ve kendi malvarlığı üzerine haciz uygulanabilir. Önemle belirtilmelidir ki İİK m. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davası, icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle mahkemeden, İİK m. 72 anlamında, %15’ten aşağı olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulması yönünde “ihtiyati tedbir kararı” talep edilmesi şarttır. Bu tür karmaşık ve yüksek bütçeli davaların takibinde uzman bir Ankara Avukat hukuki himayesi altında hareket etmek en güvenli yoldur.

9. İİK 89 Maddesi Kapsamında Bankalara Gönderilen Haciz İhbarnamelerinin Özellikleri Nelerdir?

Uygulamada İİK 89 ihbarnamelerinin en yoğun ve yaygın kullanıldığı alan, borçluların banka hesaplarının haczidir. İcra daireleri, alacaklının talebiyle bankaların genel müdürlüklerine UYAP entegrasyonu üzerinden elektronik ortamda 89/1 ihbarnamesi gönderir. Bankalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Bankacılık Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, ihbarnamenin sistemlerine düştüğü an itibariyle borçlunun mevcut hesap bakiyesini sorgulamak ve varsa o paraya bloke koyarak icra dairesine bildirmekle yükümlüdür.

Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, bankalara gönderilen 89/1 ihbarnameleri sadece tebliğ anındaki mevcut mevduatları kapsar. Gelecekte hesaba yansıyacak, henüz doğmamış, muhtemel paralar için peşinen bloke konulması “müstakbel alacak” niteliği taşımadığından hukuka aykırılık teşkil eder. Banka hesaplarındaki blokelerin kaldırılması veya haksız hacizlerin iptali için bir Ankara İcra Avukatı ile icra hukuk mahkemesi nezdinde İİK m. 16 uyarınca şikayet yoluna başvurulması gerekebilir.

10. İİK m. 89/1, 89/2 ve 89/3 Haciz İhbarnameleri Süreçlerinde Yetkili ve Görevli Mahkeme Hangisidir?

İİK 89 maddesi uyarınca yürütülen ihbarname işlemlerine karşı yapılacak şikayetlerde (örneğin usulsüz tebligat şikayeti, süresinde yapılan itirazın icra müdürünce reddedilmesi vb.) görevli mahkeme İİK m. 4 uyarınca İcra Hukuk Mahkemesi‘dir. Şikayet süresi İİK m. 16/1 gereğince öğrenme tarihinden itibaren 7 gündür; ancak işlem kamu düzenine aykırı ise şikayet süresizdir.

10.1. 89/3 İhbarnamesi Sonrası Menfi Tespit Davasında Hangi Mahkeme Görevlidir?

Buna karşılık, 89/3 ihbarnamesi sonrasında açılacak olan menfi tespit davasında görevli mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) genel hükümlere göre belirlenir. Alacağın niteliğine göre Asliye Hukuk Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme ise İİK m. 89/3’ün açık hükmü uyarınca; takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi ya da davalının (alacaklının) yerleşim yeri mahkemesidir. Yetki ve görev kuralları kamu düzeninden sayıldığından, davanın yanlış mahkemede açılıp zaman kaybı nedeniyle hak düşürücü sürenin kaçırılmaması adına Çankaya İcra Avukatı rehberliğinde hareket edilmelidir.

Haciz İhbarnameleri (İİK Madde 89) Sıkça Sorulan Sorular

Sık Sorulan Sorular (FAQ)

1. 89/1 İtiraz Dilekçesi e-Devlet Üzerinden Nasıl Gönderilir ve UYAP İcra İtirazı Nasıl Yapılır?
İnternette en çok aratılan 89/1 itiraz dilekçesi e-devlet aramalarının aksine, e-Devlet kapısı doğrudan dilekçe gönderimine izin vermez; kullanıcıyı UYAP sistemine entegre eder. Sisteme giriş yaptıktan sonra UYAP icra itirazı sekmesinden ilgili icra dairesi ve dosya numarası seçilerek dilekçe e-imza ile yüklenir. Ancak sistemsel gecikmeler veya hatalı dosya seçimi riski nedeniyle, haciz ihbarnamesi itiraz usulü süreçlerinin uzman bir Ankara İcra Avukatı kanalıyla yürütülmesi hak kayıplarını önler.
2. Şirkete Gelen Haciz İhbarnamesi Karşısında Üçüncü Şahıs Sorumluluğu Ne Zaman Doğar ve Maaş ve Kâr Payı Haczi Nasıl Yapılır?
Eğer borçlu şirket müdürünün şahsı ise ve şirkete gelen haciz ihbarnamesi tüzel kişiliğe hitaben düzenlenmişse, şirketin kanuni üçüncü şahıs sorumluluğu başlar. Şirket, borçlu müdürün kendisindeki maaş ve kâr payı haczi veya cari hesap alacağı gibi hakedişlerini kontrol etmelidir. Şirketin müdüre hiçbir borcu yoksa, 7 günlük hak düşürücü süre içinde itiraz edilmelidir; aksi takdirde borç şirketin zimmetinde sayılır.
3. 89/3 Menfi Tespit Davası Zamanaşımı Süresi Nedir ve İstirdat Davası Süresi İle İcradan Parayı Geri Alma Nasıl Olur?
Süreleri kaçırdığı için borç zimmetinde sayılan üçüncü kişi, borcu haciz baskısı altında öderse icradan parayı geri alma yoluna başvurabilir. Bu durumda 89/3 menfi tespit davası zamanaşımı veya hak düşürücü süresi olan 15 gün kaçırılmış olsa bile, İİK m. 89/3 yollamasıyla ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık istirdat davası süresi başlar. Genel mahkemelerde açılacak bu dava ile haksız ödenen paranın iadesi talep edilebilir.
4. Haksız Konulan Banka Blokesi Kaldırma İşlemi Nasıl Yapılır ve Müstakbel Alacak Haczi ile Banka Hesabı İcra İtirazı Süreci Nasıl İşler?
Vatandaşların sıkça karşılaştığı banka blokesi kaldırma ihtiyacı, genellikle hukuka aykırı blokelerden kaynaklanır. Yargıtay kararlarına göre bankaya gönderilen ihbarname sadece tebliğ anındaki mevduatı kapsar; henüz doğmamış müstakbel alacak haczi peşinen yapılamaz. Gelecekte hesaba gelecek paralar için peşinden bloke konulması halinde, Ankara İcra Avukatı aracılığıyla İcra Hukuk Mahkemesi'ne banka hesabı icra itirazı yapılarak bloke kaldırılmalıdır.
5. Maaş Haczi Müzekkeresi Farkı Nedir ve İİK 355 Maaş Haczi İle İİK 89 Haciz İhbarnamesi Farkı Neleri Kapsar?
İşverenlerin en çok arattığı maaş haczi müzekkeresi farkı, iki kurumun yasal doğasından gelir. İİK 355 maaş haczi doğrudan işverene emredici bir talimat olarak gönderilir ve işverenin buna "borç yoktur" diye itiraz hakkı bulunmaz; maaşın 1/4'ünü kesmek zorundadır. İİK 89 haciz ihbarnamesi farkı ise işçinin içerideki kıdem tazminatı, mesai alacağı veya ticari malları gibi maaş dışı kalemleri hedeflemesi ve 7 günlük itiraz prosedürüne tabi olmasıdır.
6. 89/2 İkinci Haciz İhbarnamesi Nedir ve 89/1'e Süresi İçinde İtiraz Edilmezse Süreç Nasıl İşler?
Birinci haciz ihbarnamesine (89/1) 7 günlük yasal süre içinde itiraz edilmemesi halinde, talep edilen borç miktarı üçüncü şahsın zimmetinde sayılır ve tarafına "89/2 ikinci haciz ihbarnamesi" gönderilir. Üçüncü şahıs, birinci ihbarnameye itiraz etmemiş olsa dahi, bu ikinci ihbarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine itirazda bulunma hakkına sahiptir. Bu aşamada da itiraz edilmezse süreç 89/3 (üçüncü haciz ihbarnamesi ve menfi tespit davası) aşamasına geçer.
7. İcra Kötü Niyet Tazminatı Hangi Şartlarda İstenir ve Haksız Haciz İhbarnamesi Dava Sürecinde İcra Tazminat Oranı Ne Kadardır?
Alacaklının, üçüncü kişiyle borçlu arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını bildiği halde sırf zarar verme kastıyla hareket ettiği durumlarda icra kötü niyet tazminatına hükmedilir. Üçüncü şahsın açtığı haksız haciz ihbarnamesi dava (menfi tespit) süreci lehine sonuçlanırsa, mahkeme alacaklıyı haksız bulunan miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere cezalandırır; yasal olarak uygulanan icra tazminat oranı tabanı budur.

Sonuç:

İcra ve İflas Kanunu Madde 89 kapsamında düzenlenen haciz ihbarnameleri, alacaklılar için saklanan malvarlıklarına ulaşmayı sağlayan çok güçlü bir tahsilat aracı iken; borçla hiçbir ilişiği bulunmayan üçüncü kişiler için ise telafisi güç finansal riskler barındıran keskin bir usul hukuku kurumudur. 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerindeki 7 ve 15 günlük kesin hak düşürücü sürelerin takibi, UYAP entegrasyon süreçleri, usulüne uygun itirazların kaleme alınması ve gerektiğinde genel mahkemelerde ihtiyati tedbir talepli menfi tespit davalarının açılması üst düzey hukuki bilgi ve uzmanlık gerektirir. Saye Avukatlık Hukuk ve Danışmanlık bürosu olarak, icra ve iflas hukuku alanındaki derin tecrübemiz ve yasal mevzuata tam hakimiyetimizle müvekkillerimizin haklarını en üst seviyede koruyoruz. Hak kayıplarına uğramamak, haksız borç yükü altında ezilmemek ve icra süreçlerinizi hatasız bir zemin üzerinde yürütmek için profesyonel ve güvenilir bir Ankara Avukat desteği ile yola çıkmanız atacağınız en güvenilir adım olacaktır. Hukuki süreçlerinizi şansa bırakmamak ve detaylı danışmanlık almak için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.

Ayrıca bir diğer yazımız olan Hapis Cezasının Ertelenmesi Şartları – TCK Madde 51 isimli yazımıza göz atmak isterseniz bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Bir Yorum Bırakın

Bu formda paylaştığınız bilgiler, yalnızca talebinize yanıt verebilmek ve sizinle iletişime geçebilmek adına yasalara uygun olarak güvenle saklanır. Formu göndererek bu süreci kabul etmiş olursunuz.

Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık; Avukat Mahmut Selim Çekiç tarafından kurulmuş olup Ankara – Çukurambar merkezli olarak faaliyet göstermekte, Türkiye genelinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Ofisimiz, hukuki uyuşmazlıkları her dosyanın kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkil odaklı, etik ve çözüm odaklı bir çalışma anlayışıyla hareket etmektedir.

© 2026 Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık | Av. Mahmut Selim Çekiç | Çukurambar – Ankara
Tüm hakları saklıdır. Bu internet sitesinde yer alan bilgi ve içerikler hukuki danışmanlık veya reklam amacı taşımaz.