Anasayfa Makaleler Boşanma Sebepleri ve Boşanma Davasında Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?

Boşanma Sebepleri ve Boşanma Davasında Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?

Yazar: Av. Mahmut Selim Çekiç

Giriş:

Evliliği sona erdiren sebeplerden biri olan boşanma; eşlerden birinin Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen nedenlerden birine veya birkaçına dayanarak açtığı dava sonucunda evlilik birliğinin hâkim tarafından sona erdirildiği hukuki durumu ifade etmektedir. Biz bu yazımızda Türk Medeni Kanunu’nda yer alan boşanma sebeplerine ve bu sebeplere ilişkin açıklamalara yer verdik. 

Türk Medeni Kanunu’na Göre Boşanma Sebepleri Nelerdir ve Boşanmaya Kim Karar Vermektedir?

Türk Medeni Kanunu’na göre taraflar arasındaki evlilik birliği ancak hâkim kararıyla sona erdirilebilmektedir. Belirtilmelidir ki boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanunu’nun 161. ve 166. maddeleri arasında sınırlı sayıda sayılmıştır ve taraflar, sayılan bu sebepler haricinde başka sebeplere dayanarak boşanma davası açamayacağı gibi sayılan bu sebeplere dayanarak açılan boşanma davasında sebeplerin var olup olmadığı konusu da ancak hâkimin kararı sonucunda belirlenebilecektir. 

Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sebepleri şu şekildedir:

  1. Zina sebebiyle boşanma
  2. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma
  3. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma
  4. Terk sebebiyle boşanma
  5. Akıl hastalığı sebebiyle boşanma
  6. Evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma

Kanunda Sayılan Sebepler Dışında Başka Bir Sebebe Dayanarak Boşanma Davası Açılabilir mi?

Yukarıda da belirtildiği üzere sayılan bu sebepler dışında tarafların kendi sebepleri doğrultusunda dava açmaları mümkün değildir. Ancak bu sebeplerden birine veya birkaçına birlikte dayanılarak boşanma davası açılabilir.

Zina Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki”yi ifade edenzina, kanunda sayılan boşanma sebeplerinden ilkidir. Kanun, eşlerden birinin zina etmesi halinde diğer eşe boşanma davası açma hakkı tanımıştır (Türk Medeni Kanunu m. 161 f.1).

Zina sebebiyle boşanma davası, evlilik birliği içinde eşlerden birinin, evlilik dışı cinsel ilişkiye girmesi (zina etmesi) nedeniyle diğer eşin boşanma talebiyle mahkemeye başvurmasıdır. Türk hukukunda zina, boşanma sebeplerinden biridir ve zina yapan eş, evliliğin temel güvenini ve sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş sayılır. Bu dava sürecinde, zina iddiasının kanıtlanması gerekir.

Mahkeme, sunulan deliller doğrultusunda evliliğin sürdürülemez hale gelip gelmediğine karar verir ve uygun görülürse boşanma kararı verir.

Zina Sebebine Dayanarak Açılacak Boşanma Davasında Hak Düşürücü Süre Var mıdır?

Evet, vardır. Kanun’da, dava açma hakkı olan kişinin bu sebebi öğrenmesinden itibaren altı (6) ay içinde davasını açması gerektiği ve herhalde zina eyleminin üzerinden beş (5) yıl geçtiği takdirde dava hakkının düşeceği ifade edilmiştir (Türk Medeni Kanunu m. 161 f.2). Bu nedenle belirtilen süreler geçtikten sonra zina sebebine dayanarak boşanma davası açılamaz. Bu süreler hak düşürücü süre olduğundan hâkim bu süreleri re’sen dikkate alır.

Zina Eden Eşi Affeden Eş Boşanma Davası Açabilir mi?

Belirtilmelidir ki dava açma hakkı bulunan taraf zina eyleminden sonra zina eden eşi affettiği takdirde dava hakkı ortadan kalkmaktadır (Türk Medeni Kanunu m. 161 f. 3).

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Kanun’a göre eşlerden biri; diğeri tarafından hayatına kastedilmesi, kendisine karşı pek kötü davranışta veya ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunulması halinde bu sebebe dayanarak boşanma davası açabilir (Türk Medeni Kanunu m. 162 f. 1). Kanun’da belirtilen hayata kast eylemiyle, bir eşin diğer eşi öldürmeye yönelik yaptığı eylemden söz edilmektedir. Bu eylemin gerçekleşmemiş olması, eylemde bulunulan aracın bu eylemi gerçekleştirmeye elverişli olmaması bu sebeple boşanma davası açmaya engel değildir. Diğer sebep olan pek kötü davranış ise bir eşin, diğerinin ruhsal veya fiziksel anlamda sağlığını bozacak veya tehlikeye düşürecek davranışları ifade etmektedir. Bu maddede sayılan üçüncü sebep olan onur kırıcı davranış ise bir eşin, diğerinin kişilik haklarına karşı yaptığı davranışları ifade etmektedir. 

Bir Davranışın Pek Kötü Davranış veya Onur Kırıcı Davranış Olduğuna Nasıl Karar Verilir?

Belirtilmelidir ki eşlerden biri tarafından gerçekleştirilen bir fiilin pek kötü davranış veya onur kırıcı davranış olup olmadığına geniş takdir yetkisine sahip hâkim karar vermektedir. Hâkim buna karar verirken eşlerin eğitim durumunu, yaşadıkları çevreyi ve kültürel özelliklerini göz önünde bulundurur.

Kanun, hayata kast ve pek kötü davranış sebebiyle boşanma sebebinde “ağır” olma şartını aramazken onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmada “ağır” olma şartını aramaktadır. Zira yukarıda da belirtildiği gibi bir fiilin onur kırıcı olup olmadığı hususu hâkimin takdir yetkisinde olduğundan hâkim durumu somut olaya göre değerlendirecek ve onur kırıcı davranış sebebinin ağır olma şartını sağlayıp sağlamadığına karar verecektir.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebine Dayanarak Açılacak Boşanma Davasında Hak Düşürücü Süre Var mıdır?

Türk Medeni Kanunu m. 161’de yer alan zina sebebine dayalı boşanma davasında olduğu gibi burada da bir hak düşürücü süre öngörülmüş ve eşin bu boşanma sebebini öğrendiği tarihten itibaren altı (6) ay ve her halde beş (5) yıl içinde davasını açması gerektiği düzenlenmiştir. Bu sürelere uyulmadığı takdirde dava hakkına sahip eşin dava hakkı düşecektir (Türk Medeni Kanunu m. 162 f. 2).

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranışta Bulunan Eşi Affeden Eş Boşanma Davası Açabilir mi?

Belirtilmelidir ki affeden eşin dava hakkı bulunmamaktadır (Türk Medeni Kanunu m. 162 f. 3).

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Madde başlığında “suç işleme” olarak ifade edilse de madde içeriğinde eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlediği durumdan söz edilmiştir. Küçük düşürücü suçtan kasıt yüz kızartıcı nitelikteki suçlardır. Anayasa’nın 76. maddesinde yer alan “… zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla …” ifadesinden de anlaşılmaktadır ki yüz kızartıcı suçlar sınırlı sayıda sayılmamıştır. 

Önemli bir husus olarak belirtilmelidir ki bu sebebe dayanarak boşanma davasının açılabilmesi için bahsedilen yüz kızartıcı suçun evlilik birliği devam ederken işlenmiş olması gerekmektedir. 

Haysiyetsiz hayat sürme ifadesine bakacak olursak bu kavramın özünden de anlaşılmaktadır ki eşlerden birisinin haysiyetsiz bir davranışı hayat biçimi olarak benimsemesi halinde diğer eş bu sebeple boşanma davası açabilir. Ancak önemli olan husus haysiyetsiz davranışın bir hayat biçimi olarak benimsenmesidir. Kanun koyucu ayrıca eşlerden birinin küçük düşürücü suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi halinde bu sebeplerin diğer eş açısından evliliği çekilmez hale getirmesi şartını aramaktadır. Bu sebeplerin varlığı halinde diğer eş açısından evliliğin çekilmez hale gelip gelmediğine ilişkin takdir yetkisine sahip kişi mahkeme hâkimidir ve hakim bu durumu göz önünde bulundurarak karar verecektir. 

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebine Dayanarak Açılacak Boşanma Davasında Hak Düşürücü Süre Var mıdır?

Belirtilmelidir ki suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebeplerine dayanarak her zaman boşanma davası açılabilir (Türk Medeni Kanunu m. 163). Bu sebebe dayanarak açılacak boşanma davasında bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Terk; eşlerden birisinin evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmesini veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesini ifade etmektedir. Kanuna göre, terk sebebiyle boşanma davasının açılabilmesi için birtakım sebeplerin bir arada bulunması gerekmektedir. Bu sebepler şu şekildedir: Eşin evi terk etmesinden itibaren dört (4) ay geçmeli ve bu dört ayın sonunda dava açma hakkı olan eşin istemi ile hâkim veya noter aracılığıyla evi terk eden eşe ihtarda bulunulmalı ve iki (2) ay içerisinde ortak konuta dönmesi gerektiği, dönmediği takdirde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunulmalıdır. Bu ihtar zorunlu durumlarda ilan yoluyla yapılabilir (Türk Medeni Kanunu m. 164). Bu şartlardan anlaşılmaktadır ki eşin evi terk etmesinden itibaren altı (6) ay geçmedikçe terk sebebine dayanarak boşanma davası açılamaz. 

Terk Sebebine Dayanarak Açılacak Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?

Bu şartları cümle halinde sıralayacak olursak:

  1. Eşlerden birinin evi terk etmesinden itibaren dört (4) ay süre geçmeli.
  2. Dört (4) ay sürenin sonunda dava açma hakkı bulunan eşin mahkeme veya noter aracılığıyla (zorunlu hallerde ilan yoluyla) evi terk eden eşe iki (2) ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmediği takdirde doğacak sonuçları da içeren bir ihtarda bulunulmalı.
  3. Evi terk eden eş, ihtarda verilen süre içerisinde ortak konuta dönmemiş olmalı ve terk hali devam etmeli.

Sırasıyla bu şartların sağlanması durumunda terk edilen eş boşanma davası açabilir.

Ayrıca belirtilmelidir ki diğer eşi, ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılmaktadır (Türk Medeni Kanunu m. 164 f. 1).

Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası açma konusunu düzenleyen madde hükmüne göre: “Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.” (Türk Medeni Kanunu m. 165). 

Madde metninden anlaşılmaktadır ki eşlerden birisinin akıl hastası olması sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için evlilik, diğer eş açısından çekilmez hale gelmelidir. Zira kanun koyucu burada evliliğin çekilmez hale gelmesi şartını aramaktadır. 

Akıl Hastalığı Sebebine Dayanarak Açılacak Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?

Maddede belirtilen şartları şu şekildedir: 

  1. Eşlerden birisi akıl hastası olmalı.
  2. Akıl hastalığı sebebiyle ortak hayat diğer eş açısından çekilmez hale gelmeli.
  3. Akıl hastalığının geçmesine olanak bulunmadığı, resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmeli.

Akıl Hastalığı Sebebine Dayanarak Açılacak Boşanma Davasında Hak Düşürücü Süre Var mıdır?

Yukarıda sayılan üç şartın birlikte gerçekleştiği durumlarda boşanma davasını açma hakkına sahip olan eş, bir hak düşürücü süre olmadan, boşanma davasını her zaman açabilir.

Evlilik Birliğinin Sarsılması Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Kanun’umuzda düzenlenen son boşanma sebebi evlilik birliğinin sarsılmasıdır. İlgili maddenin ilk fıkrası şu şekildedir: “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış̧ olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” (Türk Medeni Kanunu m. 166 f. 1). 

“Evlilik birliği”nden ne anlamamız gerektiği Türk Medeni Kanunu m. 185 f. 1’de belirtilmiştir. Buna göre, “Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.”. İlgili maddenin devamında ise bu birliğin nasıl temsil edileceğine, eşlere yüklenen sorumluluklara ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. 

Boşanma sebebi olan evlilik birliğinin sarsılması sebebine dönecek olursak kanun, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek şekilde temelinden sarsılmış olan evliliklerde eşlerden her birine boşanma hakkı tanımıştır. Temelinden sarsılma ifadesiyle anlatılmak istenen durum ise eşlerin artık bir arada yaşama ihtimalinin kalmamasıdır.

Evlilik Birliğinin Sarsılması Sebebine Dayanarak Açılacak Boşanma Davasında Kusursuz veya Az Kusurlu Olma Şartı Var mıdır?

Bu sebeple boşanma davası açılabilmesi kusursuz veya daha az kusurlu olma şartı bulunmamaktadır. Zira burada dava hakkı belirlenirken kusursuz olma veya daha az kusura sahip olma gibi bir şart aranmamıştır.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasında Davacının Kusuru Daha Ağır ise Davalıya Tanınan Herhangi Bir Hak Var mıdır?

Ancak belirtilmelidir ki evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan durumlarda davacının kusuru daha ağır ise davalıya, açılan davaya, itiraz hakkı tanınmıştır. (Türk Medeni Kanunu m. 166 f. 2)

Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir?

Maddenin üçüncü fıkrası anlaşmalı boşanmaya ilişkindir: “Evlilik en az bir yıl sürmüş̧ ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış̧ sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.” (Türk Medeni Kanunu m. 166 f. 3).

Anlaşmalı Boşanmanın Şartları Nelerdir?

Yukarıda yer alan maddeye göre anlaşmalı boşanmanın şartları şu şekilde sıralanabilir:

  1. Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı.
  2. Eşler, mahkemeye birlikte başvurmalı veya bir eş diğerinin davasını kabul etmeli.

Bu iki şartın bir arada bulunduğu durumlarda evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. 

Anlaşmalı Boşanmada Hâkimin Takdir Yetkisi Var mıdır?

Bu boşanma sebebinde hâkime bir araştırma yükümlülüğü veya takdir yetkisi tanınmamış olsa da fıkranın devamında hâkimin tarafları bizzat dinlemesi gerektiği ve iradelerini serbest bir şekilde açıkladıklarına kanaat getirmesi gerektiğine ilişkin düzenleme yer almaktadır.

Maddenin dördüncü ve son fıkrasında ise ortak hayatın yeniden kurulamadığı durumlarda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağı ve eşlerden birinin başvurusu üzerine boşanmaya karar verileceğine ilişkin düzenleme yer almaktadır. Buna göre; yukarıda sayılan boşanma sebeplerinden birine dayanarak açılan ve reddine karar verilen boşanma davasından sonra kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamaması halinde eşlerden birinin başvurusu üzerine boşanmaya karar verilmektedir. (Türk Medeni Kanunu m. 166 f. 3)

Görüldüğü üzere Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen ve evlilik birliğini sonlandıran boşanma davası her somut olay özelinde ayrı şekilde değerlendirilebilecek davalardan biridir. Bu nedenle somut olaya ilişkin açıklamalar titizlikle, tam ve doğru şekilde yapılmalıdır. Zira bu şekilde açılmayan bir dava sonucunda hak kaybına uğramanız kaçınılmazdır. Bu nedenle boşanma davası aşamasında hak kayıplarının önüne geçebilmek adına bir avukattan hukuki destek almanız sizler için daha yararlı olacaktır

2 Yorumlar

Avukatistan Nisan 9, 2025 - 4:10 pm

Türk Medeni Kanunu’na dayalı boşanma sebepleri hakkında bu kadar kapsamlı ve anlaşılır bir bilgi sunulması gerçekten yararlı. Boşanma sürecine girecek kişiler için bu detayların bilinmesi, süreci daha iyi anlamalarına ve doğru adımları atmaları konusunda rehberlik edebilir. Makalede bu bilgilerin net ve doğru bir şekilde paylaşılıyor olması, hukuki farkındalığı artırma açısından da oldukça değerli.

Yanıtla
Seda Mutlu Mayıs 30, 2025 - 8:12 am

Boşanma sebeplerini bilmek gerçekten önemli. Dava açarken neye dikkat etmek gerekiyor, hangi hakların var, hepsini bilmek şart. Yasal süreçte doğru adımlar atılırsa işin içinden daha rahat çıkılıyor. Sonuçta da daha adil bir karar ortaya çıkıyor.

Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

Bu formda paylaştığınız bilgiler, yalnızca talebinize yanıt verebilmek ve sizinle iletişime geçebilmek adına yasalara uygun olarak güvenle saklanır. Formu göndererek bu süreci kabul etmiş olursunuz.

Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık; Avukat Mahmut Selim Çekiç tarafından kurulmuş olup Ankara – Çukurambar merkezli olarak faaliyet göstermekte, Türkiye genelinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Ofisimiz, hukuki uyuşmazlıkları her dosyanın kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkil odaklı, etik ve çözüm odaklı bir çalışma anlayışıyla hareket etmektedir.

© 2026 Saye Avukatlık, Hukuk ve Danışmanlık | Av. Mahmut Selim Çekiç | Çukurambar – Ankara
Tüm hakları saklıdır. Bu internet sitesinde yer alan bilgi ve içerikler hukuki danışmanlık veya reklam amacı taşımaz.